
İnsanı Karikatüre Çevirenler
Bir başkasının fikirleri, eylemleri veya haliyle neden alay ederiz? Çoğu zaman mizah deyip geçeriz, hatta eleştiri olarak savunuruz yaptığımızı. Oysa bunlardan önce bu bir ontolojik saldırıdır. Çünkü dalga geçtiğimiz o insana ait olan şeylerdir, ve bu özellikleri çarpıtarak insanı haksızlığa uğratırız. Birini yanlış tanıtmak, o kişiye haksızlık değil midir?
Karşısında karmaşık geçmişiyle, nedenleri ve sınırlarıyla bir insan vardır. Karikatürcünün amacı ise insanı çizmektir kağıda. Onun boyutunu indirir, tam anlamadığı doğasını da kağıda yanlış aktarır.
Eylemler, fikirler eleştirilemez mi? Doyasıya. Eleştiri ile karikatürcünün yaptığı arasında fark vardır. Gerçek eleştiri ilk önce muhattabını ciddiye alır. Çünkü eleştirinin amacı hatayı düzeltmek, karşıda bir şey inşa etmektir. Karikatürizasyon ise yıkmak amaçlar. Bir insanı yanlış tanıtıp kağıda çizersen, artık onunla empati kurmak zorunda kalmazsın. Çünkü çizgi film karakterlerinin canı acımaz. Kağıdı buruşturmak vicdan sızlatmaz.
Masadaki herkesin bagajı doluyken neden onu karikatür yaptınız? Sanki karikatürcünün ve onunla gülenlerin saçma sapan anları, utanç verici düşüşleri yok mu? Eğer hayatlarının biraz kötü anları ve yanlışları masaya sıralansaydı, onlar da en az hedefleri kadar gülünesi olmazlar mıydı? Bu manzarada, kimin başkasının yanlışına hakkı vardır?
Belki de bu yüzden başkalarını kağıt yaparız. Kurbanın üzerine çekerek yıldırımı, kendi kusurlarımızı karanlıkta bırakırız.
Bunu neden topluluk içinde, bir ayin gibi yaparız? Belki bir sebebi, toplu şekilde hedef tutmanın saf belirtmeye katkısıdır. O kişiye koro halinde gülenler aslında birbirlerine şu mesajı verirler: "Merak etmeyin, sizin gördüğünüz yanlışı ben de görüyorum. Ben onun gibi değilim, sizin gibi normalim." O kişiyi dışlamak, kendi yerimizi sağlama almaktır.
Biraz gülüp eğlenmeyelim mi? Doyasıya. Ama karikatürcünün yaptığı iş komik midir?
Karikatürcü için alay, dudaklarından çıkıp havaya karışan ses dalgalarıdır. Ama insan zihni kırılgandır. Hedefinin zihninde dalga çarpa çarpa yerleşen bir yankıya dönüşür. Çevreniz sizin bir fikrinizi veya halinizi haksızlığa uğratıp durduğunda çaresiz hissedersiniz. Belki haksızlığa uğratıldığınızı bilmezsiniz ve karikatürünüzü içselleştirirsiniz. Veya biliyorsanız da; arkadaşlarınızın sizi doğru görememesi, veya görüyorsa da gerçekleri umursamaması, yani onlardan görmeyi ummadığınız saygı ve sevgi yoksunluğu, sizi yaralar.
Bir insanı kağıda çevirdiğinde karikatürcünün eline geçen, tıpkı yarattığı karikatür gibi kağıttan, hükümsüz bir zaferdir. Belki onu grubun komik ve havalı üyesi yapar, ama attığı çamur ilk elini kirletir. Muhattabını çizerken asıl büyük tahribatı kendi ruhunda yaratmıştır bile; erdemden kaybetmiş, telafisi zor bir taviz vermiştir.
Birine onu eleştirecek kadar değer mi veriyorsun? O zaman karşındakini kağıda sıkıştırmadan, insan olarak görmeyi başaracaksın. O değeri veya ilgiyi taşımıyorsan, sadece hatalara gülmek ve biz hissini tahmin etmek ise amacın, en azından kendini karikatürize etme: Hiç kimse, başkalarını küçülterek büyüyemez.